Piyano

Genç çınar telaşla uyandı; güneş çoktan yükselmişti; hemen toparlanıp silkelendi; tohumlarını toprağa attı. Aradan vakit geçti. Toprak Ana bu tohumlardan üçünü besledi, yeşertti, çınara geri verdi. Çınar aşağıya baktı, gözlerine inanamadı. Kendi gölgesinde üç tane delikanlı körpe fidan kendisine bakıyordu. Çok heyecanlandı; onlara hemen Ayhan, Ceyhun ve Mustafa isimlerini verdi. Çocuklar, bir piyanonun tuşları gibi ayrı renk ve ahenkte fakat bütünde piyanonun tamamını oluşturan parçalardı.

Ardıç gibi yavaş ve hazmederek büyüyüp serpildiler;

birer damla su idiler, derya olup aktılar.

Bazen Ceyhun nehrinin berrak suyunda,

bazende, güneşin ateşinde sebat edip, tahıl gibi piştiler.

Beraber, piyanoyu tamamlayıp bütüne varınca kemale erdiler.

Leave a Reply