Kendimden Kendime

Ben çok uğrastım ikisi için ortayı bulmaya. Burcumun özelliği iki ayrı ruhum var gibi. Biri asi, hesap soran, yumruklar kaldırıp itirazlar eden. Diğeri sakin, daha mulayım, kabullenen biri.

Çok uğrastım hırslarımı öldürdüm. Egolarımı tırnak törpüler gibi törpüledim. Sabır göstermesini beklemesini öğrendim.  Allah’ın celâl yüzüne denk gelip hasta oldum. Ama cemal tarafıylada bana bakan iki güzel insan verip bunu yardımcılar göndererek desteklemiş. Peki o zaman benim için bu kadar sıkıntıya katlanan bu güzel insanları niye üzüyorum?

Heeey kızım Zehra, kendine gel. Alçak dağları sen yaratmadın. Sen hastalandın diye dünya senin etrafında dönmüyor. Kızıyor sinirleniyorsun beni anlamıyorlar diye. Elini vicdanına koy, kim nasıl gözlerine bakıp söyleyeceklerini anlasın? Niye böyle kelek davranışlar içindesin? Sen kendini ne saniyorsun? Herkese olgunluk nutukları atarken kendininki nerede? Kim kimin kıçını günde beş posta yıkıyor, saatlerce ağız ve gırlağını temizliyor?

Zehra hanım, kimseye kızmayın! Bu insanlarda ilk defa senin gibi ağır hasta birisine bakiyorlar. Onlarda seninle birlikte öğreniyorlar. Acı çekiyorlar, ağır olan bu yükü taşımaya çalışıyorlar.

Şımarıklık edip kapris yapma! Eşşeklik etmenin anlamı yok. Evet onlarda bazen zor anlıyorlar ama genede sabır etmesi gereken sensin.

Şapkanı önüne koy, eğriyi doğruyu gör.

Hadi bakalim kolay gelsin.

Leave a Reply