Fırtına

Gök yüzünü kara bulutlar kaplamıştı. Bu onun moralinin bozuk olduğunu ve ağlayacağının işaretiydi. Bulutların rengi ne kadar siyahsa o kadar çok ağlayacak demekti. Herkes çocuklarını içeri alıyor, yolda olanlar ve açık alanda çalısanlar kapalı bir yer bulma telaşı içindeydiler. İşte gök yüzü hüngür hüngür ağlamaya baslamıştı. Hertafı yağmur suları kapladı.

Bir kaç saatlik yoğun yağmurdan sonra ortalık sakinleşdi. Bölgeden sorumlu teyyare böcekleri yardıma ihtiyacı olanları tespit etmeye başlamışlardı bile. Herkes evine dolan yağmur sularını temizliyordu. Beyaz gülün üzerinde kanatlarını kurutmaya çalışan kelebek, karıncayla konuşuyordu. Karinca “Yem taşıma yollarında hasar var. Tamir için zamana ve elemana ihtiyacım olacak” dedi. Kelebek “Ben uğur böceğine çaya davetliydim. Giderken yolda yağmura yakalandım. Eğer ağaçkakan beni evine almasaydı ölecektim” dedi. Temizlik görevlileri benekli kargalar yere düşen herşeyi topluyorlardı. Çekirge “burayada gelin!” diye kargaları cağırdı.

Bütün bunlar olurken gökyüzünü kocaman bir gökkuşaği kapladi. O kadar güzeldi ki renkleri, hemen herkes cocuklarını dışarı çıkardı oynasınlar diye. Teyyare böcekleri bölgemizde ciddi bir hasar yok herkes normal yaşamına dönebilir dediler. Herkes derin bir nefes aldı ve günlük yaşamlarına döndüler.

Leave a Reply