Babaannemin Evi

Ben beş-altı yaşlarındaydım. Dedem ve babaannem bizim karşımızdaki evde otururlardı. Dışarıdan pekte havalı olmayan bu bahçe duvarının arkasında bir cennet saklıydı. Kapıdan içeri bir bahceye girilirdi. Çok geniş olmayan dedemin yaptiği yürüme yolunun sağında ve solunda şeftali, kiraz, erik, ceviz, ayva ağacları vardı. Baharda çiçekler açınca çok güzel olurdu. Yolun sonunda üç tane ev vardı. Birincisi büyük bir salon, mutfak ve kilerden oluşuyordu. İkincisinde büyük olan yatak odaları, oturma odası ve banyo vardı. Sonuncusunda misafirler icin kullanıldı. Birinci evin önünde asmalardan yapılmış bir çardak vardı.

Babaannem asma yapraklarını toplar, onları plastik şişelere koyup ağzını sıkıca kapatır, kışın dolma yapmak için kullanırdı. Etrafta dedemin özenle baktığı çiçekleri vardi. Ben en cok kasımpatlarını severdim. Salondaki soba kocamandı ve yarısı fırındı. Kışın soba yakılır, fırınında börekler, kekler pişerdi. Sobanın üstündeki kapaklar açılır, yemekler burda pişirilirdi. Akşam yemeklerinden sonra kestane pişirilir, portakal kabukları konurdu güzel koksun diye. Babaannemin misafirleri hiç eksik olmaz, bu güzelliği herkes yaşardı.

İste babaannemin evi böyle bir yerdi.

Leave a Reply